BİR ANNENİN AŞURE GÜNÜ İLE İLGİLİ ŞOK AÇIKLAMALARI.
Aşurenin Türk kültüründe Bolluğun, Bereketin, Hoşgörünün, Paylaşımın, Kurtuluşun ve Şükrün Bir Nişanesi Olan Kurban Bayramı'nın hemen ardından gelen Muharrem ayı Aşure ayı olarak biliniyor. Aşure Geleneğini Türk Kültürünün temel öğelerinden biridir. Aşure pişirilen evlerin sayısının her geçen yıl biraz daha azaldığını, ancak ardında farklı anlam katmanlarını ve kadim bir geleneği barındıran bu âdetin, eski ritüellerinin ve seramonik yanlarının birçoğunu yitirmiş olsa da canlılığını hala daha korumaktadır. Aşurenin; hem dünyada, birbirine bu kadar zıt tatlardan oluşan tek tatlı hem de tarihi bir gelenek olmasının yanı sıra, Türk mutfağının geleneksel tatlısı aşure; kuru meyve katıldığı için vitamin, baklagil ve tahıllar bir arada kullanıldığı için de protein deposu haline geldiği de dikkatlerden kaçmamaktadır.
Diğer yandan, yöresel farklılıklar göstermekle birlikte aşureye en az 7 farklı ürün katılıyor. Katılan her maddenin ayrı bir anlamı var. Örneğin aşureye katılan bakla 'bereket baklası' olarak anılıyor.
BU GELENEK YAŞAMALI AMA YA FİLİSTİNLİ ÇOCUKLAR
Aşure geleneği ile ilgili bilgiler veren Hülya Usta; "Beklide yıllar sonra bu aşureyi yaparken mutlu değilim. Bu sıcacık Aşureyi yerken bir lokma ekmeye aç bırakılan bombaların gölgesinde beşiklerini siper yapan çocukları düşünmemek elde değil. Aşurenin o güzel kokusunu değil, kan, barut ve ateş koklayan çocuklarını orada her türlü sıkıntıdan uzak tutmaya çalışırken çocuğunun sağ kalabilmesi için inanılmaz amansız bir mücadele içerisinde olan anneleri düşünmemek elde değil. Bütün dünya insanlarını; orada bir anne olarak o insanların yerinde ya biz olsaydık! Diye düşünmeye davet ediyorum." dedi.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!