Antik çağlardan itibaren stratejik sınır konumuyla medeniyetlerin hakimiyet mücadelesine sahne olan Hopa, Osmanlı idaresi ve Rus işgalleriyle şekillenen köklü tarihini 1918'deki kurtuluşuyla taçlandırmıştır.
Hopa'nın tarihi, büyük imparatorlukların sınır boylarında yaşanan hakimiyet mücadelelerinin ve kültürel direncin tarihidir. Stratejik konumu, ilçeyi tarih boyunca askeri ve ticari rotaların kilit noktası haline getirmiştir.
Antik Çağ'dan Osmanlı'ya
Bölgenin bilinen tarihi, Antik Yunan mitolojisinde "Altın Post" efsanesine konu olan Kolhis (Kolha) Krallığı'na kadar uzanmaktadır. M.Ö. dönemlerde bu coğrafya, Kafkas halklarının ve Pers, Roma, Bizans gibi antik uygarlıkların kesişim noktası olmuştur. Orta Çağ boyunca Bizans ile yerel Gürcü prenslikleri arasında el değiştiren bölge, 1064 yılında Büyük Selçuklu Sultanı Alparslan'ın Kafkasya seferiyle Türk akınlarına uğramıştır.
Hopa'nın Osmanlı idaresine tam anlamıyla girmesi, Yavuz Sultan Selim'in 1471 yılındaki seferiyle gerçekleşmiştir. Osmanlı idari taksimatında Hopa, stratejik önemine binaen önce Batum merkezli Gönye Sancağı'na, daha sonra ise Trabzon Vilayeti'ne bağlı Lazistan Sancağı'nın bir kazası olarak yönetilmiştir.
Rus İşgali ve Kurtuluş
Hopa tarihinin en belirleyici dönemi, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı (93 Harbi) sonrasında başlamıştır. Berlin Antlaşması ile Kars, Ardahan ve Batum'un Rus Çarlığı'na bırakılmasıyla Hopa, yeni sınır hattı üzerinde kalarak işgale uğramış ve büyük bir göç dalgası (Muhacirlik) yaşamıştır.
I. Dünya Savaşı sırasında 1915-1917 yılları arasında Rus orduları bölgeyi tekrar işgal etmiştir. 1917 Bolşevik İhtilali ile Rusların çekilmesinin ardından, 14 Mart 1918 tarihinde Türk birlikleri Hopa'ya girerek ilçeyi tekrar ana vatana katmıştır. Cumhuriyet döneminde 1936 yılına kadar Rize'ye bağlı kalan ilçe, bu tarihten sonra Artvin'e bağlanmıştır.