AVRUPA BİRLİĞİ EĞİTİM PROGRAMLARI VE PROJELERİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER.
AB(Avrupa Birliği),siyasal,ekonomik,sanatsal,kültürel ve eğitsel vb.çeşitli boyutları olan bir “emperyal birlik” projesidir.Kıtasal sınırlar ötesinde,küreselleşmeci değerlerin içinde,neo liberal ilişkiler çerçevesinde bir “bireyci girişim”,bir ortak sermaye teşebbüsüdür.Temelinin her ne kadar aydınlanmacı,rasyonel,ilerlemeci,demokratik katılımcı bir Avrupa kültürüne dayandığı söylense de AB,öncelikle bir büyük piyasa kapma,sermaye birikimini yeniden üretme ve kendi Avrupa merkezci oryantalist bakış açısını sürdürme aracıdır.Bu aracın en önemli silahlarından biri de eğitimdir.
AB,emperyal birlik gerçeğini gözlerden saklamak için sözde demokratik politikalarını pazarlamaktadır.AB sınırları içindeki halklar arası birlik,katılım,tanıma ve birlikte yaşam adına eğitim,bir demokratik araç ya da demokratik kültür,bilgi ve değerleri yayma mekanizması olarak kullanılmakta;ülkeler arası eşitsiz ilişkiler,emperyal projenin arkasına gizlenmektedir.Bu süreçte eğitimden şöyle yararlanılmaktadır:İlk olarak,demokratik eğitimin tek,en güçlü ve işe yarar,tarihi ve zengin temellerinin sadece Avrupa’nın kendi içinde (Sokrates,Erasmus,Leonardo da Vinci vb. programlar)olduğu vurgulanmaktadır.Bu, Oryantalist,Avrupa merkezci (Eurocentric) bakış açısının devam ettirilmesidir.Bu bakış açısının içinde kıta Avrupası ve Anglo-sakson değerlerin dışında kalan halkların(Doğu Avrupalıların,Türklerin,Kuzey Avrupalıların)esamesi bile okunmamaktadır. İkinci olarak AB,neo liberal ve küreselleşmeci, piyasacı eğitim anlayışını,demokratik ideallerin ardına gizlemektedir.Tüm AB ülkelerinde eğitim paralı hale getirilirken kamusal eğitim, özelleştirme tipi politikalarla aşılandırılırken,kaliteli eğitim,sadece seçkinlere ayrılmaya devam ederken,eğitim hizmeti bir meta haline sokulurken,bilgiye erişim ve onun dağıtımında ortaya çıkan süreçte sonuç eğitimin neo-liberalleştirilmesidir.Üçüncü olarak AB,çok kültürlülükçü bir politikayla eğitimde sözde demokratik bir açılım sağlamaktadır.Buna göre ulus-devlet sınırları içinde çeşitli kültürel,bölgesel,dinsel,kimliksel unsurların,eğitim içinde herkes gibi ve herkes kadar seslerinin temsilinin sağlandığı ileri sürülmektedir.Oysa “farklı” olanı sesi,sadece sembolik (giysi,yemek,mutfak,müzik,dans,elişleri vb)ürünlerle verilmekte;AB üyesi bir Avrupa ulus-devletinin pedagojik müfredatı,ders kitapları,okul içi rutinleri ve özel tören günleri vb.içinde “farklı” olanın ürünleri çok kültürlülükçü dükkanın vitrininde çok kısa süreliğine sergilenmekte, müşterilerin(birinci sınıf AB vatandaşlarının)ilgisine sunulduktan sonra bu ürünler geçici olarak müzeye kaldırılmaktadır.Bu oryantalist bakış açısı,kendi pozitivist bilgi ve değerler sistemi dışında kalan “öteki”nin bilgi ve değerlerinin,ilkel ve fakat ilginç,egzotik,yaban fakat seyre değer,uzak ve fazla tadımlık özelliklerini kendi pedagojik gelenek ve kurumları içinde ancak ve ancak bir çeşni,baharat ya da tatlandırıcı olarak algılamaktadır.
Sonuç olarak, AB merkezinden aktarılan proje ve fonlarla çok çeşitli ulusal kişi,araştırmacı ve kurumlar,bir pay kapma yarışına sokulmakta,bunun insafsız bir piyasası oluşturulmakta;bu proje ve fonlara katılan öğrenciler, “AB geliştirme numunesi” olarak piyasadaki yerlerini almaktadırlar.
Hasan AZAKLI
Emekli İlköğretim Müfettişi
Eğitimci-Yazar
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!