Yusufeli Barajının İptalini İstediler

15/08/2012 21:11

Yusufeli Barajının İptalini İstediler


Haber: Tolga Gül







Yusufeli Barajı ve HES Projesinin iptali ve projenin yapımından vazgeçilmesi maksadıyla Yusufeli İlçesini Güzelleştirme Yaşatma Kültür Varlıklarını Koruma Derneği Adına Başkan Recep Akyürek bir dilekçe yazdı. Yusufeli Barajı ve HES projesinin yapımı ve ihalesinden vazgeçilmesi talep edildiği Orman ve Su İşleri Bakanlığı ile Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’ne yazılan dilekçede; “ Medyadan edindiğimiz bilgilere göre Yusufeli Barajı HES projesinin belirli istekliler arasında yapılacak ihale ile yapımı için ihale açıldığını ve ihale sürecinin devam ettiğini öğrenmiş bulunmaktayız.

Öncelikli olarak projenin sahibi DSİ Genel Müdürlüğünün bu projeyi yapma hak ve yetkisi bulunmamaktadır. Şöyle ki DSİ genel Müdürlüğünün kuruluş kanunu olan 6200 sayılı kanunun 2. maddesinde DSİ Genel Müdürlüğünün görev ve selahiyetleri açıklanmış bunlardan konumuzu ilgilendiren fıkralar şunlardır.

II - Vazife ve salahiyetler

Madde 2 - Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğünün vazife ve salahiyetleri şunlardır:

a) Taşkın sular ve sellere karşı koruyucu tesisler meydana getirmek;

b) Sulama tesislerini kurmak, sulama sahalarında mevcut parsellerin tamamını veya aksamını gösterir harita ve planları yapmak veya yaptırmak ve icabı halinde kadastrosunu yaptırmak;

c) Bataklıkları kurutmak;

d) a, b, c fıkralarındaki faaliyetlerle ilgili olmak şartıyla sudan ve zaruret halinde yardımcı diğer kaynaklardan enerji istihsal etmek;

Bu yetki ve salahiyetler dikkate alındığında DSİ Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri arasında sadece enerji üretmek amaçlı projeler yapma hak ve yetkisi yoktur. Yukarıdaki maddenin ( d) bendinde açıkça belirtildiği üzere a, b, c fıkralarında belirtilen faaliyetlerle ilgili olmak ŞARTI İLE sudan enerji üretebilir. Yani taşkın sulara ve sellere karşı koruma tesisleri ile birlikte veya Sulama tesisleri kurarken veya bataklıkları kuruturken yaptığı faaliyetlerle ilişkili olmak üzere ve şartı ile sudan enerji üretmek için tesis yapabilir. Peki Yusufeli Barajı ve HES projesinde bu tesislerden hangisi var sorusunu sorduğumuzda hiçbirisinin olmadığı ve bu projenin sadece elektrik üretmek amaçlı yapıldığı defalarca belirtilmiş olduğundan Sayın DSİ Genel Müdürlüğü yetkisi olmayan ve görevi olmayan bir alanda faaliyet yaparak kanun anlamında görevi kötüye kullanma suçu işlemenin yanında bu ihaleyi yapması nedeniyle yetki tecavüzünde bulunmakta olup bu nedenle bu ihale işlemi şekil bakımından sakattır.

Yine Anayasamız kaynakların halka ait olduğunu açıkça yazmıştır. Bu kapsamda Medeni kanunumuzda kaynak statüsünde bulunan suların halkın ortak kullanımına ait olduğunu ve sadece kadim kullanım hakkının korunduğunu belirtmiştir. Anayasa ve Medeni Kanun düzenlemeleri dikkate alındığında bu suların kadim kullanım haklarını da yok sayarak devletin yetkisiz bir kurumu tarafından kullanılması ve üzerinde tasarrufta bulunması Anayasa ve Medeni Kanunumuza aykırılık teşkil eder.

Yine Anayasamızın 90. maddesi kapsamında anayasaya aykırılığı iddia edilemeyen ve iç hukuk düzenlemesine dönüşmüş bir uluslararası sözleşme niteliğindeki Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin mülkiyet ve çevre hakkının açık ihlali niteliğindeki bu projeden vazgeçilmesini talep etmek gerekmiştir.

Diğer bir önemli husus ise projenin kamu yararı kararı alınırken projenin maliyetleri arasında yer alan kamulaştırma bedeli ile yeniden yerleşim bedellerinin hangi kriterlere göre hesaplandığı belli değildir. Yine önceki yazışmalardan edindiğimiz bilgilere göre proje alanı için toplam kamulaştırma maliyetinin 100-120 milyon dolar olarak öngörüldüğünü anlamaktayız. Bu tutar reel rakamlarla 200 milyon lira tutarında bir rakamdır. Aşağıda bölgedeki kamulaştırılacak taşınmazların yaklaşık alanı ve reel maliyetlerine göre açıklamalarda bulunacağız. Proje ile Yusufeli ilçe merkezi ve mücavir sahasının tamamı ile 7 köyün tamamı ve 9 köyün ise bir kısım arazi ve konutları su altında kalmaktadır. Bu alan 700-800 Hektarlık çok büyük bir alandır. Kamulaştırma sahasında kalan ve arsa olarak değerlendirilip ( Belediye mücavir sahası ) bedeli ödenecek alan büyüklüğü 320 Hektar imarlı alan ve yaklaşık 100-120 Hektarlık alan ise mücavir sahada imar planı dışındaki alandır. İlçede en düşük asgari beyan değeri metrekareye 60. 00- TL olup en yüksek Asgari Beyan değeri metrekareye 260. 00-TL civarındadır. Yine kamulaştırma arsa bedelinin belirlenmesinde emsal olarak alınacak değerler arasında yer alan icra satışı ve ihaleli satışlardan bahsetmek gerekirse ilçe merkezi Ersis caddesinde yer alan ve asgari beyan değeri metrekareye 180 TL olan bir yerdeki icra satışı sonucu oluşan arsa metrekare değeri metrekareye 4. 812. 00-TL olarak hesaplanmıştır. Yine İlçe merkezi Evren Mahallesinde asgari beyan değeri 125. 00-TL olan bir mevkideki Belediye Başkanlığı tarafından yapılan ihale ile gerçekleştirilen hisse satışı sonucu oluşan rakam metrekareye 592. 00- TL’ dir. Yine ilçe merkezinde İnönü caddesi üzerinde Belediye Başkanlığı tarafından satılan ve 2013 yılında teslim edilecek işyerlerinin 2011 yılı itibariyle satış değeri üzerinden arsa bedeli metrekare fiyatı 2. 500. 00-TL civarındadır. Bu rakamlardan ilçede ortalama satış bedelinin metrekare fiyatı olarak 600. 00-TL ile 4. 800. 00-TL arasında değiştiği ve ortalama olarak metrekare fiyatının 2. 000. 00-TL civarında olacağı bu durumda ise kamulaştırılacak arsa alanı ( 320 Hektar ) 3. 200. 000 X 2. 000. 00= 6. 400. 000. 000. 00- TL gibi bir rakam bulunacaktır. Bu tutara 5. 000 konutun değeri eklendiğinde konutların eskimesi ve 100 metrekarenin altında olanları da dikkate alınarak konut başına 60. 000. 00-TL değerlendirildiğinde 5. 000X 60. 000. 00=300. 000. 000. 00-TL gibi bir rakamın ortaya çıkacağı bu tutara işyeri ile ahır ve müştemilat değerleri eklendiği takdirde bu tutarın 100. 000. 000. 00- TL daha artırılması gerekmekte olup yine 16 köyün arazilerinin istimlak bedeli olarak da yaklaşık ( 450 Hektar) 300. 000. 000. 00-TL gibi bir rakam eklendiğinde yaklaşık olarak 6. 400. 000. 000. 00+300. 000. 000. 00+100. 000. 000. 00+ 300. 000. 000. 00=7. 100. 000. 000. 00-TL ( Yedi Milyar 100 Milyon TL yani 4 Milyar Dolar) bir istimlak bedeli ortaya çıkacak iken bu tutarın 200. 000. 000. 00-TL gibi bir RAKAMLA YOLA ÇIKILARAK PROJEDE KAMU YARARI OLDUĞUNUN BELİRTİLMESİ AÇIK BİR HATADIR. Yine belirtilen bu tutara yeniden yerleşim maliyetleri, yol maliyetleri, gövde maliyetleri eklendiğinde ne kadar vahim bir hatanın içine düşüldüğü daha açık anlaşılacaktır. Şöyle ki önceki yazışmalarımızdan Yapılacak Yusufeli Barajının 50 yıllık aktif ömrünün bulunduğu ve tam kapasite çalışması halinde yıllık 108. 000. 000. 00- ABD Doları geliri ile alt barajların güvenli elektrik üretimine yıllık 10. 000. 000. 00- ABD Doları katkı sağlayacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda 118. 000. 000. 00X 50= 5. 900. 000. 000. 00- ABD doları gelirin barajın tüm ömrü boyunca elde edileceği ve bu rakamın en yüksek elde edilebilecek rakam olduğu bu rakamın Türk Lirasına çevrilmesi halinde 10 milyar Türk lirası civarında bir gelir elde edileceği ortaya çıkmaktadır. Yukarıdaki kamulaştırma bedeli tutarına 850. 000. 000. 00- ABD doları gövde inşaat bedeli + 200. 000. 000. 00- ABD doları yeniden yerleşim bedeli + 106 kilometre servis , varyant ve rekalosyon yolları bedeli + kaybedilecek tarım, hayvancılık, turizm, ticari gelirler + su altına bırakılacak maden yatakları + 16. 000 insanın yaşayacağı travma + dünya değeri haline gelen doğal yapı ve kanyonlar +Türkiye’nin ve dünyanın sayılı rafting ve Kano parkurlarından olan Barhal ve Çoruh parkurunun kaybedilmesi+ Yaban hayatı ile tarihi ve kültürel yapılar + Kaybedilecek Yusufeli Kültürü = ? sonuç dikkate alındığında sadece elektrik üretmek ve kazanç elde etmek amacıyla yapıldığı iddia edilen ve sulama veya başka bir amaçla kullanılamayacağı belli olan bu projenin bu şartlarda yapılmasının kamu yararına hizmet etmediği açık olup bu başvurumuz üzerine bu hatadan dönüleceğine inancımız ise tamdır.

Söz konusu proje ile ilgili olarak yukarıdaki açıklamalara ek olarak aşağıda belirtilen hususlar dikkate alındığında bu projede kamu yararı olmadığı, yapılan işlemin usul ve şekil bakımından hatalı olduğu, ÇED raporu olmadan projeye başlandığı bu nedenle ÇED raporu olmadan başlanan projenin usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle itirazlarımızı sunuyor ve projenin ihalesinden vazgeçilmesi ve iptalini talep ediyoruz.

Genel Müdürlüğünüz makamına 2001 yılından bu yana geçen 11 yıllık sürede birçok kez başvuru yapılıp kurumunuzun dikkatinin çekilmesine çalışılmasına rağmen ve bu hususta Danıştay 10. Dairesinde açılan 2002 tarihli davada Yüksek Danıştay 10. dairesinin 2002/ 1409 Es. ve 2005/3903 Karar sayılı kararında belirtilen gerekçeler dikkate alındığında ısrarla bu projenin hayata geçirilmeye çalışılması hem ülke menfaatlerine aykırı olup, hem de bölge halkının menfaat ve haklarını açıkça ihlal etmektedir. İlçede kurulu bulunan en geniş katılımlı sivil toplum örgütü olan Yusufeli İlçesi Güzelleştirme Yaşatma ve Kültür Varlıklarını Koruma Derneği ( ki ilçede kurulu tüm siyasi parti başkan ve yöneticileri ile ilçedeki tüm sivil toplum örgütlerinin katılımı ile kurulmuş ve yönetilen bir dernektir ) adına yapılan bu başvuru Yusufeli halkın tamamını toplumsal desteğini arkasına almaktadır.

Yapılmak istenen proje ile ilgili önceki aşamalarda edindiğimiz bilgilerden iki barajlı bu projeye alternatif üç barajlı proje ile arasında karşılaştırma yapılırken sadece su depolama ve gövde maliyeti hesabı ile hesaplama yapılıp iki barajlı formulasyon ihaleye konmak istenmektedir. Ancak Yusufeli barajı’nın yüksekliğinin düşük olduğu üç barajla alternatifin yapılması mümkündür.

Ayrıca Genel Müdürlüğünüzün iki barajlı formulasyon ile üç barajlı formulasyon arasında yaptığı karşılaştırma gerçeği yansıtmamaktadır. Şöyle ki iki baraj formulasyonu arasındaki su depolama kapasitesi bakımından iki alternatif proje karşılaştırıldığında iki barajlı formulasyon da iki barajın toplam gövde yüksekliği 308 metre iken üçlü formulasyon da toplam gövde yüksekliği 318 metredir. Yine iki barajlı projede baraj yüzey alanı toplamı 34 kilometrekare iken üç barajlık projede toplam yüzey alanı 28, 3 kilometre karedir. Bu bilgiler DSİ Genel Müdürlüğü ile yapılan yazışmalarda tarafımıza belirtilen resmi rakamlardır. Bu kapsamda iki proje arasında depolama miktarı bakımından çok az bir farkın olacağı açıktır. Yine üretilecek enerji miktarı açısından iddianın aksine Üçlü formulasyon daha fazla enerji üretmektedir.



Yine 2012 yılında tüm gelişmiş ülkelerin çevreye etkilerini dikkate alarak büyük göletli barajlardan vazgeçtikleri ve hatta bazı ülkelerin aktif ömrünü tamamlamamış barajları dahi kullanmayarak sökmeye başladığı düşünüldüğünde özellikle nükleer santral, yamaç tipi HES’ ler, güneş ve rüzgar enerjisi gibi alternatif enerji kaynakları ile maliyet ve kar - zarar karşılaştırılması yapılmadan 50 yıl öncesine dayanan mühendislik anlayışı ile ve çağa uymayan bu projenin hangi amaçlarla hayata geçirilmeye çalışıldığını anlamakta zorlanmaktayız.

Yine bu projenin ÇED ( Çevresel Etki Değerlendirme) raporu yoktur. Eğer ÇED raporu hazırlamış olsaydı yukarıda belirtilen maliyet hesaplamaları ile aşağıya dökümünü yaptığımız hesap ve değerlendirmeler nedeni ile ÇED raporunun olumsuz düzenleneceğine inanmaktayız. ÇED raporu olmadan bu proje yapıldığı takdirde aşağıda açıklanacak olan hususlar görmezden gelinerek başlanacak bu projede ileriki yıllarda ortaya çıkacak maliyetin hem hukuksal hem de vicdani sorumluğu altında kalınacağının bilinmesi gerektiğini belirterek aşağıda oluşacak maliyet ve sakıncaların sadece bir kısmını maddeler halinde sayacağız.

1- 4 adet Lise 8 adet İlk Öğretim Okulu 1 Hastane 5 Sağlık Ocağı 18 Cami, Spor Salonu, Güreş Eğitim Merkezi, 4 Öğrenci Yurdu, 2 Jandarma Karakolu, 1 Polis Karakolu, Orman İşletme Binaları ve lojmanları Hükümet Konağı Belediye Konağı ve İş Yerleri 3 Banka Binası vs gibi değişik kamu binaları ve lojmanlarının sular altında kalacağı dikkate alındığında heba olan bu kamu binalarının yeniden yapılmasının devlete yükleyeceği maliyetin değerlendirilmesini,

2- Devletin yapılacak kamulaştırma sonucu ödeyeceği 5. 000 i aşan miktardaki konut ve iş yerleri binaları ve arsalarını sulu ve kuru tarım arazilerine ödeyeceği istimlâk bedeli tutarını değerlendirilmesini,

3- Baraj gölü tüm yol ağlarını su altında bıraktığından baraj etrafından yapılması planlanan yol ağının geçeceği yerlerin sarp kayalık ve dağlık oluşu yol maliyetini devletin birim fiyatlarının çok üzerinde olacağı ( Karayolları Genel Müdürünün 04. 04. 2000 tarihinde yapılan Yusufeli Barajı Koordinasyon kurulu toplantısında beyan ettiği ve toplantı tutanağında ter aldığı üzere yol maliyeti için tahmin ettiği rakam 1, 5 milyar dolardır ) dikkate alınarak yapılacak yolun maliyetinin değerlendirilmesini,

4- İlçe merkezinin tamamen sular altında kalması sebebiyle kurulacak yeni yerleşim yerinde devletimizin alt yapı, üst yapı ve yeniden yapacağı kamu binalarının maliyetinin değerlendirilmesi

5- Bölgedeki tarıma elverişli yerlerin ( Zeytin üretiminin % 86’ sı, Çeltik tarımının

% 75 ‘ i, Seraların %95’ i, Meyve ağaçlarının % 69’ u) kısmının sular altında kalması ( Yusufeli İlçe Tarım Müdürlüğünün resmi araştırmasıdır. ) ve bu bölgede yılda üç ürünün alındığı düşünüldüğünde Devlete yüklenecek arazi istimlâk bedeli tutarı maliyetinin değerlendirilmesi,



Yine yukarda belirttiğimiz verimli ve sulanabilir arazilerin % 85’ i sular altında

Kaldığı düşünüldüğünde, bu bölgede geçimini tarımdan sağlayan nüfusun bölgede

İstihdamının mümkün olamayacağından barajın faaliyete geçmesi ile birlikte bölgeden

En az 15. 000 insanın göç edeceğinin değerlendirilmesi,

6-Yusufeli Tarım İlçe Müdürlüğünün 21. 03. 2000 tarihli Yusufeli İlçesi Tarımsal Fizibilite Raporunun sonuç bölümünde baraj yapımı ile birlikte Yusufeli ilçesinin tarım yapılabilir arazilerinin tamamına yakını su altında kalacağından bölgede tarımsal arazi kalmayacağı ve bu ürünlerin yerine ikame edilecek yeni ürünlerin geliştirilmesinin ve geriye kalan arazilerde tarımsal faaliyetin sürdürülmesinin mümkün görülmediği kanaati ile bir rapor düzenlenmiştir. Bu rapor resmi ve bölgedeki en kapsamlı çalışmadır. Bu barajla birlikte organik ve doğal tarımın yapıldığı, Doğu ve Kuzey doğu Anadolu bölgesinin meyve ve sebze ambarı olarak anılan bu bölgede tamamen tarımsal üretimini kaybedecektir. Bu kayıp sadece Yusufeli ilçesinin sosyo-ekonomik dengesini bozmakla kalmayıp bu bölgenin meyve ve sebze üretiminden faydalanan Erzurum, Kars, Rize, Ardahan illeri ve ilçelerinin de ekonomik dengesinin bozulacağının değerlendirilmesi,

7-Bölgemizde yerleşim yerlerinin tamamına yakınının vadi yatağında kurulduğu ve vadi yatağı dışında bölgelerin aşırı dağlık ve meyilli bir yapıya sahip olması sebebiyle yeni bir ilçe merkezinin kurulabileceği genişlik ve düzlükte bir arazi parçasının olmadığı dikkate alındığında tüm ilçeyi kucaklayacak bir ilçe merkezi kurulma imkânının olmadığının değerlendirilmesi

8-Bölgemizin eski bir yerleşim yeri olması sebebiyle baraj gölü içerisinde kalacak tarihi eserler ( Kale, Kilise, Kümbet, Cami ) ve 4 Dünya rafting şampiyonasının düzenlediği rafting ve kano parkurunun gelişmekte olan kano, rafting, trekking ve yayla turizminin yok edildiğinin değerlendirilmesi,

9-Orman Bakanlığı Milli Parklar ve Av-Yaban Hayatı Genel Müdürlüğü Av ve Yaban hayatı Dairesi Başkanlığının 24. 05. 2000 tarihli ve 808 sayılı yazısında yer aldığı üzere ÇED raporunu hazırladığı bildirilen ENCON adlı şirkete proje ile ilgili verilen cevapta başvurunun genel müdürlükçe incelendiği ve projenin Çoruh Vadisi Yaban Hayatı Koruma Sahasının 459 Ha’lık bölümü sular altında bırakacağı ayrıca biyolojik çeşitlilik açısından öneme haiz Çoruh vadisi ile zengin su ürünleri potansiyeline sahip Çoruh nehrinin projenin uygulanması halinde ciddi bir şekilde zarar göreceği firmaya bildirilmiştir, denmektedir. Bu cevabı yazı bizim anlatmaya çalıştığımız hususların devletin sorumlu kuruluşlarınca da bilindiğinin ve projeye karşı çıkıldığının delilidir. Yine binlerce çiçek, kelebek, böceğin yumurtlama yeri olan bu bölge aynı zamanda Tarım Bakanlığınca Türkiye de Kafkas arı yetiştirilmek üzere koruma altına alınmış üç bölgeden bir tanesidir. Yine yöreye has ve Türkiye’nin hiçbir bölgesinde olmayan birçok bitki türünün yer aldığı ve yine Dağ keçisi, Geyik, Vaşyak, Boz Ayı, Kızıl Ayı gibi ülkemizin hiçbir yöresinde yer almayan sadece bu yöreye has yaban hayvanlarının yaşam ve üreme alanlarının bozulması sebebi ile bu yaban hayvanları ve nadide çiçek ve bitkilerin barajla birlikte yok olacağının değerlendirilmesi

10-Barajın mevcut proje dahilinde yapılması halinde yukarda belirttiğimiz nedenler sebebiyle bölge nüfusu göç edip dağılacağından hırsızlık olmayan hiçbir dönemde terör olmayan hapishanesi boş olan esnafın mallarını kapıda bırakıp gece evine gittiği sabahta bıraktığı şekliyle bulduğu dürüst Milletine Devletine gönülden bağlı insanların oluşturduğu bu yaşayan kültürün ( Birçok ünlü yerli ve yabancı sosyologun araştırma yapmak üzere geldiği bu nadide Yusufeli kültürünün ) yok olacağının değerlendirilmesi,

11-Bölgeden bu barajın yapımını müteakip insan göçü yaşanıp bölge boşalacağından Gürcistan ve Ermenistan Devletleri sınırına yakın sarp ve geçit vermeyen kayalıklarla çevrili ormanla kaplı bu bölgenin insansızlığa terkinin vahim bir iç güvenlik hatası olacağının değerlendirilmesi.

Mevcut proje dahilinde baraj yapılması halinde bu bölgede arazi ve coğrafi yapı sebebi ile bir ilçe bütünlüğünün sağlanamayacağı ve 40 köyün yolsuz kalacağı ve yeniden bir yerleşim olanağının olmadığının değerlendirilmesi, Bu projeye ilişkin tüm bu çevresel, sosyal, ekonomik, fiziksel ve toplumsal etkileri değerlendirildiğinde bu projeye olumlu ÇED raporu düzenlenmesinin mümkün olamayacağı ortaya çıkmaktadır. Bu hususu doğrulayan belge Av ve Yaban Hayatı Dairesi Başkanlığının 24. 05. 2000 tarihli ve 808 sayılı yazısında ENCON(Çevre Danışmanlık Ltd. Şti. Enviromental Consutanncy Co. ) Şirketinin 14. 12. 1998 tarihinde Orman Bakanlığı Milli Parklar ve Av Yaban Hayatı Genel Müdürlüğüne ÇED raporu düzenlediği gerekçesiyle bilgi için başvuruda bulunmuş olmasına rağmen ve bu şirketin parası ödendiği halde ortada bu şirketin düzenlediği bir ÇED raporunun olmamasıdır. Bu rapor Çevre Bakanlığına gönderilmemiştir. Bu kadar çevresel etkileri olan ve büyük çaplı bir projenin geçen 30 yıl boyunca etkilerinin araştırılmaması ve ÇED raporunun düzenlenmemiş olması ve düzenlenmemekte direnilmesi bu projede özellikle ÇED raporu düzenlenmek istenmediği sorusunu akla getirmektedir.

Yukarıda bir kısmını saydığımız nedenlerle projenin kapsamlı bir şekilde kar- zarar analizinin reel rakamlarla yapılarak ve ÇED raporu düzenlenerek doğacak sakıncaların elle tutulur ve bilinebilinir hale getirilerek devletin büyük bir batağa girmeden önce bu yanlıştan dönülmesi için gereğinin yapılacağına inancımızın tam olduğunu belirtmek istiyoruz.

Önceki yazışmalarımıza verilen cevaplarda bu projenin Çevre Yönetmeliğinin geçici 3. maddesi kapsamında yer aldığı iddia edilmektedir. Bu yönetmeliğin 3. maddesi 2012 yılının sosyal gerçekleri ile bağdaşmadığı gibi Anayasanın Sosyal Hukuk Devleti ilkesine de aykırılık teşkil etmektedir. Yine 2012 yılının Ekonomik, Stratejik, ve sosyal gerçekleri karşısında 20 yıl önceki bir yönetmelik maddesinin uygulamaya çalışılması bölge insanına zarar verdiği gibi ülke menfaatlerine de zarar verebilecek bir durum ortaya çıkarmaktadır.

Yine bu geçici 3. maddenin Yönetmeliğe konmasındaki amaç uygulama projeleri onaylanmış projelerin sırf bu yönetmelik sebebi ile sürüncemede kalmasının önlemek amacından ibarettir. Yine bu geçici 3. madde aciliyeti olan projelerin gecikmesi sakıncasını bertaraf etmek amacına dayanmaktadır. Ancak 20 yılı aşkın bir süredir yatırımına geçilmemiş ve teknik çalışmaları 30 yıla aşkın süre önce yapılmış bir projenin sürüncemede kalmasından veya aciliyetinden bahsetmek gerçeklerle bağdaşmaz. Kaldı ki bu süre zarfında ÇED raporu düzenlenebilirdi. Bu raporun bunca zamandır düzenlenmemesi sebebi açıklanmamıştır. En azından projenin yenilenmesi aşamasında geçen 2 yıllık sürede bu raporun çok rahat hazırlanması imkânı mevcut iken aksini savunmak açıkça hakkın kötüye kullanılmasıdır.

Bu proje Çevre Yönetmeliğinin geçici 3. maddesi kapsamında değerlendirilmemelidir. Madde metni aynen şöyledir. Kapsam dışı projeler

GEÇİCİ MADDE 3 – (1) 7. 2. 1993 tarihli ve 21489 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinden önce uygulama projeleri onaylanmış veya çevre mevzuatı ve ilgili diğer mevzuat uyarınca yetkili mercilerden izin, ruhsat veya onay ya da kamulaştırma kararı alınmış veya yatırım programına alınmış veya mevzi imar planları onaylanmış projelere veya bu tarihten önce üretim ve/veya işletmeye başladığı belgelenen projelere Çevre Kanunu ve ilgili diğer yönetmeliklerde alınması gereken izinler saklı kalmak kaydıyla bu Yönetmelik hükümleri uygulanmaz.

Ancak DSİ Genel Müdürlüğünün bu proje hakkında ‘ Yusufeli Barajı ve Hes Proje Yapımı Yenilenmesi Hizmeti Alınacaktır ‘ başlıklı 2008/208472 Kayıt numaralı ilanı ile ihaleye çıkılmış ve projesi değiştirilmiştir. Bu yapılan işlemle projenin şekli tamamen değiştirilmiş kaya dolgu olarak yapımı düşünülen proje beton gövdeye çevrilmiştir. Bu durum ise Geçici 3. maddede yer alan 02. 07. 1993 tarihine kadar Uygulama projesi onaylanmış, veya Çevre mevzuatı veya diğer mevzuat uyarınca ilgili mercilerden izin, ruhsat, onay alınmış , kamulaştırma kararı alınmış, veya yatırım programına alınmış veya mevzi imar projeleri onaylanmış veya üretime veya işletemeye başlamış proje statüsüne girmemektedir. Bu ilkeler dikkate alındığından 2008 yılında projesi tamamen değişen bir barajın bu geçici maddeden yararlanması düşünülemeyeceğinden, bu proje Çevre kanunu ve Yönetmeliği kapsamına girmiş olup bu proje için ÇED raporu düzenlenmesi gerektiği açıktır. Çünkü kesinleşmiş bir 1993 yılından önce kesinleşmiş bir projeden bahsetmeye olanak yoktur. ” ifadelerine yer verildi.

comments powered by Disqus

Hopam.com'un notu: Okuduğunuz haber sitemize 15.08.2012 tarihinde Tolga Gül tarafından girilmiştir. Her ne kadar yayın ilkelerimiz doğrultusunda belli bir süzgeçten geçirmiş olsak da haberin yazım kurallarına ve etik teamüllere uygunluğu, içeriğinin doğruluğu ve tarafsızlığı Hopam.com tarafından garanti edilmemektedir. Bununla birlikte, haber metni veya ilgili diğer materyalleri kısmen ya da tamamen kopyalanması, yayımlanması, uyarlanması, çevirisinin yapılması, değiştirilmesi ve başka yayın organlarında paylaşılması söz konusu muhabirin iznine tabidir.
Benzer Haberler
 » Yusufeli'nde Bir Trajedi Yaşanıyor...
 » Deriner Barajı Şubat 2012’te Elektr...
 » Vergi Affı Yürürlüğe Giriyor...
 » Artvin'li İnşaat Mühendisi Çoruh Pr...
 » Artvin Cerattepe Madeni Mahkemelik...
 » Hes'lerle Macahel'de 150 Milyon Dol...
 » Cerattepe’de Maden Çıkacak, Murgul’...
 » Tekkale Hes’e Yürütmeyi Durdurma Ka...
 » Yusufelili Vatandaş Tek Başına Dire...
 » İşkur 2013 Yılında 671 Bin Kişiyi İ...
 » Sınır Ticaretinde Yeni Düzenleme Ge...
 » “Cerattepe’de Maden Çalışması Artvi...
 » Dekap’dan Orman Ve Su İşleri Bakanı...
 » Trabzon Tso'da Ortak Akıl Toplantıs...
 » Tema Vakfından Cerattepe Ve Yeşil A...
 » Yeşil Artvin Derneğinden Maden Şirk...
 » Yusufeli Barajı, Türkiye’nin Gurur...
 » Artvin’in 2012 Yılı Değerlendirildi...
 » Hopa Hdp’den Başkan Kasımoğlu’na Ağ...
 » Artvin İl Genel Meclisi Şubat Ayı K...



En Çok Okunan Yaşam Haberleri
 » Balıkçı Barınağı Girişindeki Sorun...
 » Hopa’da Korkutan Yangın...
 » Arhavi’de Kurdoğlu Ailesinin Acı Gü...
 » Hopa Esnaf Odasında Osman Küçükali...
 » Rize - Artvin Havalimanı 2020’de Uç...
 » Hopa’da Tutuklanan Efrayim Vayiç Se...
 » Arhavi Belediye Meclisinden Tarihi...
 » Kemalpaşa’da Jandarmadan Kaçakçılar...
 » Çay Üreticisinin Sorunları Tbmm’ye...
 » Partilerinin Grup Toplantısına Katı...