Artvin Özgecan İçin Yürüdü

17/02/2015 10:00

Artvin’de Mersin’in Tarsus İlçesi’nde Vahşice Katledilen Özgecan Aslan Cinayeti İçin Protesto Yürüyüşü Düzenlendi.


Haber: Hayati Akbaş







Artvin’de Artvin Kadın Platformu öncülüğünde Artvin Çok Katlı önünde toplanan yaklaşık 1500 kişi ellerinde taşıdıkları meşale, döviz ve pankartlarda Artvin İnönü Caddesi ve Cumhuriyet Caddesi yolunca yürüyüp sloganlar atarak Mersin’in Tarsus İlçesi’nde vahşice katledilen Özgecan Aslan cinayeti protesto etti.

Yürüyüşe katılanlar ‘Yasta Değil İsyandayız Özgecan’ın Hesabını Soracağız, Özgecan İçin Ayaktayız, Kadına Karşı Şiddete Son, Yaşasın Kadın Dayanışması, Kimsenin Namusu Olmayacağız, Tecavüz İnsanlık Suçudur Özgecan’ı Unutma, Kadınlar Obje Değildir’ gibi kadın cinayetlerini ve kadına şiddeti kınayan dövizler ve pankartlar taşıdılar.

Cadde üzerinde bulunan esnaf ve vatandaşlarda alkış ve ıslıklarla protestoya destek verdiler. Yürüyüş sonra tekrar Artvin Çok Katlı önünde toplanan grup burada bir basın açıklaması yaptı. Artvin Kadın Platformu adına konuşan platform sözcüsü Nurcan Ay Katırcı yaptığı konuşmada Artvin’den de Özgecan’ın ailesine bir ses ulaştırıp yalnız olmadıklarını dile getirip, insanların acısının üzerine bir damlacık da olsa bir ferahlatmak için toplandıklarını söyledi.

Katırcı yaptığı açıklamada “Son yıllarda her şeyi ayrışarak yaşadığımız gibi bu olayda da ayrışabilir hale geldik. Gencecik bir yaşamın acımasızca katledilmesine tepki gösterdiğinde bile birileri sadece şunu görüyor: ”bunlar hükümet karşıtı ya bak ölümden bile siyaset yapıyorlar. ” diyor ve bu şekilde etiketleyip ne söylediğine dahi bakmıyor.

Ama artık kim ne düşünürse düşünsün bu ölüm bize cesaretle sesimizi yükseltmediğimizde acının, ölümün en değerli varlıklarımıza en savunmasız anlarında dokunabileceğini gösterdi. Belki bu yüzden bu kadar ürktük. Hangimiz şu birkaç günde kızının gözlerine bakarken, ona sarılırken, onu koklarken bir gün böyle bir caninin eline geçebileceği gerçeğinden korkmadı? Hangimiz Özgecan’ın annesi ve babasının yerine kendini koyduğunda yüreği sıkışarak, bir kabustan uyanırcasına o düşünceyi kafasından atmaya çalışmadı?Bizim düşünmeye dahi tahammül edemediğimiz bu gerçeklerle son yıllarda binlerce ana-baba-evlat yaşıyor;çünkü bu ülkede her gün en az altı kadın erkek şiddetine, katliamına maruz kalıyor

Türkiye’de kadına şiddetin oranı bu iktidar döneminde %1400 artmışsa bu sorunu siyasileştiren biz sokaktaki sıradan insanlar mıyız? Ya da şunu mu yapmamız bekleniyor “yahu koskoca Amerika’da bile günde bir iki kadın öldürülüyormuş biz de olmuş çok mu” deyip hiçbir şey olmamış gibi işimize gücümüze mi dönelim? %14000 artış bizi hiç ilgilendirmesin mi? Bu ülkede yasa yok mu diye sorgulatmasın mı?

Son yıllarda “kadına şiddeti engelleyecek” iddiasıyla çıkan yasada, şiddet gören kadının ikna ve uzlaşma gibi yöntemlerle hukuki yollardan hakkını aramasından vazgeçirilmesi isteniyormuş. Bu mu sizin yasanız demeyelim mi? Yine aynı yasada kadınlara sağlanan sığınakların gizliliği ortadan kaldırılmış, şiddet gören kadına tedbir kararı verilebilmesi için de şiddeti ispat etmesi isteniyormuş. yani yasa diyor ki sen şiddeti gör, ben de senin şiddeti gördüğünü göreyim anca öyle seni koruma altına alayım:ama bunu ispat ederken ölürsen o senin sorunun. Şimdi bunları bilip de bu nasıl yasadır kardeşim deme hakkımız da mı olmasın?

Şimdi bizi bu sorunun üzerinden siyaset yapmakla suçlayanlara sesleniyoruz Bir ülkenin en tepesindeki insan “ben zaten kadın erkek eşitliğine inanmıyorum. Bu, fıtrata ters” diyebiliyorsa;bir başkası “Anası tecavüze uğruyorsa neden çocuk kürtajla ölüyor, anası ölsün” diyorsa;bir diğer zat (ki kendileri din alimiymiş) “Annenin dizkapağından yukarısı tahrik unsurudur. ” diyorsa , bir başkası “evlenecek kadınlar itaatkarlık eğitiminden geçirilerek ehliyetlendirilmeli. ”diyorsa; açık giyinen kadın, tecavüzde tahrik unsuru kabul ediliyorsa, kadının kahkahasından bile korkuluyorsa bu sorunu biz siyasileştirmiyoruz, onlar zaten siyasetlerini bunun üzerinden yapıyorlar. Bizim, onlar iktidar olmadan bir türlü öğrenemediğimiz dini bu cümlelerle bize öğretmeye kalkıyorlar ve bu cümlelerin hepsi toplanıp bir gece vakti bir dolmuş köşesinde gencecik bir evladın üzerine çullanıyor.

Bir yaşam yok olup gidiyor ve bu yaşamın ardından sesini yükseltenleri de topluma “bakın ölümlerin üzerinden siyaset yapıyorlar. ” Diye suçlayıcı imalarla göstermeye çalışıyorlar. .

Doğrudur. Biz, hayatımız daha güzel olsun diye siyaset yapıyoruz, Kızlarımız, kadınlarımız üzerindeki bez parçaları yüzünden tecavüze uğramasın diye siyaset yapıyoruz. Kadın ve erkek, yaşamı daha adilce paylaşsın diye, gençlerimiz sevdalarını el ele yaşarken korkmasın diye siyaset yapıyoruz. Siz dinde annenin diz kapağından tahrik olunacağını öğretirken biz hala cennetin anaların ayakları altında olduğunu anlatabilmek için siyaset yapıyoruz. sizin dil din ırk diye ayrıştırıp kutuplara ayırdıklarınızı birleştirebilmek koyun koyuna yaşanabilir bir ülke olmak için;kızlarımız, gözümüzden bile sakındığımız evlatlarımız sokaklarda özgürce dolaşabilsin diye siyaset yapıyoruz. ve bu ülkede başka Özgecan’lar olmasın diye de siyasetse tüm bunların adı, bunları yapmaya devam edeceğimizi ilan ediyoruz. Özellikle erkek çocuk sahibi olan anne babalara da buradan seslenmek istiyoruz. Onların yaratmaya çalıştığı kadın düşmanı yaşam tarzına inat, bir kadının karşısındaki gücünün bir organdan gelmediğini, hiçbir organın bir insanın yaşamından daha önemli olamayacağını anlatalım oğullarımıza, Yine onların yaratmaya çalıştığı kadın-erkek eşitsizliğine inat yaşamın her alanında eşit olmanın daha güzel bir dünya yaratacağını öğretelim. Ülkemiz erkeklerinde belki biz anneler yüzünden gelişmeyen empati duygusunu oluşturalım. Bir kadına yaptığı veya yapabileceği her olumsuzlukta yerine annesini , kız kardeşini veya başka sevdiği bir kadını koyabilmesini öğütleyelim. Sokaktaki siyasetimize karışırlar belki ama evimizde doğru ve güzel yürekli bir erkek yetiştirme siyasetimiz bizimdir. Bir erkek değişirse çok şey değişir ama asıl bir kadın değişirse dünya değişir!

Evet değerli dostlar çağrımız Özgecan için canı yanan herkeseydi. Bu çağrımıza kulak verip geldiniz, acımızı paylaşıp gücümüzü çoğalttık ve artık bu ülkede bir kadın gerçeği olduğunu ve kadının değersizleştirilmesinin karşısında yapılması gereken neyse bir an önce yapılması için kadınların artık ayakta olduğunu birileri gördü. Görmeyenlere de 8 Martta tekrar hatırlatacağımızı belirtiyor bir daha böyle acılarda bir araya gelmemek dileğiyle hepinize saygılar sunuyoruz” dedi.

“ÜLKEMİZDE KADINA KARŞI ŞİDDET ÖNLENEMEDİĞİ GİBİ AKSİNE HER GEÇEN GÜN ARTMAKTA”

Katırcı’nın açıklamasının ardından yürüyüşe destek veren Artvin Barosu adına konuşan Artvin Barosu Genel Sekreteri Avukat Leyla Gültekin Çoruh Tarsus’ta okulundan eve dönerken bindiği toplu taşıma aracında maruz kaldığı tecavüze direnen ve canice öldürülen Özgecan Aslan’ın uğradığı zulümün tüm tolumu derinden yaraladığını söyleyerek “Ülkemizde Kadına karşı şiddet önlenemediği gibi aksine her geçen gün artmakta, kanımızı donduracak olaylarla gündeme gelmeye devam etmektedir” dedi.

Çoruh Konuşmasının devamında “Ülkemizin de taraf olduğu Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi (İstanbul Sözleşmesi)Sözleşmesine göre; Taraf Devletler, kadınların aşağı bir cins olduğu veya erkekler ile kadınlar için alışılagelmiş rollerin bulunduğu düşüncesine dayanan önyargıları, örf ve adetleri, gelenekleri ve her türlü uygulamaları yok etmek amacıyla kadınların ve erkeklerin sosyal ve kültürel davranış kalıplarının değiştirilmesi için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür. Yine Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının lO. Maddesine göre de Herkes dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşit olup, Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Oysa ki devlet; en üst düzeyden başlayarak devletin çeşitli kademelerindeki yöneticilerin kadını aşağı bir cins olarak gösteren, kadım değersizi eştiren, metalaştıran ve hatta kendi değer yargılarına göre kadını hedef gösteren söylemleri ile kadına karşı yapılan şiddetin artmasına neden olmakta, kadına karşı şiddet faillerini cesaretlendirmektedir.

Devleti yönetenler gerek Uluslararası Sözleşmelerden gerekse Anayasamızdan kaynaklanan kadına karşı fiziksel, cinsel, ekonomik ve her türlü şiddetin önlenmesine dair yükümlülüklerini yerine getirmeli, her türlü ayrımcı söylemden bir an önce vazgeçmelidir.

Yine bir cezalandırma yönteminden ziyade bir yok etme yöntemi olan ve zaten kendisi bir insanlık suçu olan “idam”m yeniden tartışılması yerine; toplumdaki her türlü şiddet eğilimi ile ilgili sosyolojik araştırmalar yaptırılarak sorunun çözüm yollan aranmalı, devlet tarafından önleyici ve çözüm odaklı politikalar oluşturulmalıdır. Kadına ve çocuklara yönelik şiddet ve ayrımcılığa karşı caydırıcı yasal tedbirler uygulanmalı, kadın ve çocuğun cinsel dokunulmazlığına ve yaşam hakkına karşı işlenen suçlarda indirim sebepleri uygulanmamalıdır. Gerek toplumsal düzenin sağlanması gerekse mağdur ve mağdur yakınlarının adalete olan inancının sarsılmaması için bu suçlar asla ve asla af kapsamına alınmamalıdır.

Özgecan’a ve şiddet mağduru tüm kadınlara yapılanları lanetliyoruz. Biliyoruz, Bu saldırıyı kınamak, lanetlemek yetmez. Biz Artvin Barosu olarak Kadına karşı yapılan her türlü şiddetin karşısında yer almaya devam edeceğimizi, kadm-erkek eşitliğinin sağlandığı ve insan haklarının korunduğu bir dünya için kadın- erkek omuz omuza mücadele vermeye devam edeceğimizi kamuoyuna saygı ile duyuruyoruz” dedi.

Emniyet Müdürü Alaattin Akbaş yürüyüşte görev yapan emniyet mensuplarıyla birlikte yürüdü. Grup daha sonra olaysız olarak dağıldı.

comments powered by Disqus

Hopam.com'un notu: Okuduğunuz haber sitemize 17.02.2015 tarihinde Hayati Akbaş tarafından girilmiştir. Her ne kadar yayın ilkelerimiz doğrultusunda belli bir süzgeçten geçirmiş olsak da haberin yazım kurallarına ve etik teamüllere uygunluğu, içeriğinin doğruluğu ve tarafsızlığı Hopam.com tarafından garanti edilmemektedir. Bununla birlikte, haber metni veya ilgili diğer materyalleri kısmen ya da tamamen kopyalanması, yayımlanması, uyarlanması, çevirisinin yapılması, değiştirilmesi ve başka yayın organlarında paylaşılması söz konusu muhabirin iznine tabidir.
Benzer Haberler
 » Hopa’da Kadınlar Günü Kutlandı...
 » Hemşire Güler Subaşı İçin Artvin Ha...
 » 10 - 17 Aralık İnsan Hakları Haftas...
 » İhd Rize - Hopa Ve Fındıklı Temsilc...
 » Artvin’de Her Kesimden Teröre Kınam...
 » Hopa'da Kesk Üyesi Sendikalar Kadın...
 » Artvin Eğitim-sen "Yaşasın 8 Mart,...
 » Artvin’de Kadınlar Unutulmadı...
 » Hukukçular Avukatlar Gününde Hopa'd...
 » 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü H...
 » Artvin’in Yüz Akı Faruk Çelik İle M...
 » 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü C...
 » Hdp Milletvekili Adayı Neden Hdp’de...
 » Chp Artvin İl Örgütü Basınla Kahval...
 » Chp Murgul İlçe Kongresi Yapıldı...
 » Hopa’da Kosgeb Kursunu Bitirenler S...
 » Artvin'de Dp Basınla Kahvaltıda Bul...
 » Hopa Devlet Hastanesi Sigaraya Sava...
 » Arhavi Add Etkinlikleri Devam Ediyo...
 » Artvin'de Madene Hayır Mitingi Yapı...



En Çok Okunan Yaşam Haberleri
 » Arhavi Bir Çınarını Daha Kaybetti...
 » Kemalpaşa’ya 150 Yataklı Bölge Hast...
 » Hopa İlçe Emniyet Müdürünü Allah Ko...
 » Lüks Artvin Seyahat Mercedes'i Terc...
 » Borçkaspor’dan Hopaspor'a Destek...
 » Artvin’de Chp Kongreleri Tamamlandı...
 » Kaymakam Görükmez’den Hopaspor Futb...
 » 7,7 Milyar Liralık 375 Eser Hizmete...
 » Hopa Akparti İlçe Başkanı İlyas Güv...
 » Sokak Hayvanları Merkezi’nin İnşası...