Bayraktutan'dan Göz Altılara Tbmm Kürsüsünden Sert Tepki

14/02/2015 10:35

Bayraktutan Artvin’deki Gözaltılara Tbmm Kürsüsünden Sert Tepki Gösterdi.


Haber: Hayati Akbaş







Cumhuriyet Halk Partisi Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan Artvin'deki gözaltılar hakkında TBMM kürsüsünden bir konuşma yaptı.

CHP Yüksek Disiplin Kurulu Başkanı Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan Artvin'de yapılan göz altılarla ilgili "Bir tek kişinin burnu kanarsa bunu tek sorumlusu siyasi iktidardır" dedi.

Bayraktutan Perşembe Günü Meclis Kürsüsünde yaptığı konuşmada "Üç gün evvel yine Artvin'de Birleşik Haziran Hareketinin yapmış olduğu bir eylemden dolayı, bildiri dağıtmadan dolayı 4 kişi, 4 arkadaşımız, öğretmen ve öğrencilerinin bulunduğu bir grup polis tarafından gözetime alındı. Arkasından, ifadeleri alındıktan sonra cumhuriyet savcısının talimatı üzerine adliyeye götürüldüler, adliyede dört-beş saati aşkın süre bekletildiler. Yine, cumhuriyet savcımızın özel bir ilgisiyle, özel bir alakasıyla tutuklamaya sevk edildiler ama aynı gün yapılan yargılama sonucunda mahkeme tarafından serbest bırakıldılar. Her zaman derim "Bu ülkede hâlen hâkimlerin olduğuna inanıyorum. " dedi.

Bu olaydan 3 gün sonra Perşembe Günü öğlen saatlerinde aralarında daha önceki eyleme katılanlarında bulunduğu sadece bildiri dağıtmanın dışında herhangi bir şey yapmayan 8 kişinin polisler gözaltına alındığını kaydetti.

Artvinliler Tarihinde Hiç Devletle Karşı Karşıya Gelmediler

Milletvekili Bayraktutan polise mukavemet yok, zor kullanma yok, molotofkokteyli yok, herhangi bir şekilde taşlama yok, kamu malına zarar verme yok. Bugün bir stant kurmuş bu gençler, 8 kişi, aralarında öğretmenler de var. Bir baktık, öğlen vakti bize bir haber geldi, çok yoğun bir müdahaleyle, yine polis tarafından gözaltına alınmışlar. Artvin'de hiç olmadı bunlar değerli arkadaşlarım. Artvinliler tarihinde hiç devletle karşı karşıya gelmediler. Hep bunu onurla, gururla burada anlattım ama özellikle son şu bir haftada, on günde meydana gelen olaylardan sonra Türkiye'deki tablo açısından Artvin'deki bu tabloyu Türkiye'ye yansıtma gereği hasıl oldu.

12 Eylül 1980'i yaşayan bu kent büyük mağduriyetler gören bir kenttir. 12 Eylül 1980 darbesi olduğu zaman ben de 16-17 yaşındaydım değerli arkadaşlarım. Bir sabah vakti, evler basıldı, insanlar gözaltına alındı, Artvin'in en önemli eğitim kurumu Artvin Öğretmen Okulunda insanları işkencelerle, soğuk sularla, her türlü işkence yöntemiyle bertaraf etmeye çalıştılar. Daha sonra, Artvinlileri aldılar, Erzurum'a götürdüler. Üç yıl, dört yıl süren yargılamalar meydana geldi. O yargılamalardan önce, yine Artvin Öğretmen Okulunda insanları işkencelerle öldürdüler değerli arkadaşlarım. Darbenin ne olduğunu en iyi bilen kentlerden bir tanesi de Artvin'dir.

Aradan yaklaşık otuz yıl geçtikten sonra, otuz-otuz beş yıllık bir süre geçtikten sonra yeniden bir darbe hukuku yaratılmaya çalışılıyor Artvin'de. 12 Eylül savcılarının diz çöktüremediği Artvin'e sanki bu dönemin savcıları tarafından diz çöktürüleceği zannediliyor değerli arkadaşlarım.

Bakın, bu konuda bu soruşturmayı yapan savcı, biraz önce de belirtmiş olduğum gibi, bu soruşturmaya özel bir hassasiyet gösteriyor. Bu ne demektir? Sanki düşman ceza hukuku uygulanıyor değerli arkadaşlarım. Geçen ki, bundan üç gün evvelki gözaltı olayları meydana geldiği zaman savcının sormuş olduğu sorular avukatlar tarafından tutanak hâline getirildi. Elimde var değerli arkadaşlarım, Adalet Bakanı burada olsa o tutanağı kendisine vermek isterdim.

Avukatlarla sanıklar arasında bazı diyaloglar geçiyor, savcı -Cumhuriyetin savcısı yapıyor bunu değerli arkadaşlarım- kalkıyor, avukatlara veya soru sorduğu sanıklara -durup dururken diyor bunu, hiç ortada bir şey yok değerli arkadaşlarım, tutanaklarda var, 4 kişiden de ayrı ayrı dinledim- "Atatürk din değildir. " diyor. Bu savcının Atatürk'le bir problemi var. Bakın, iddiayla söylüyorum, bu savcının Mustafa Kemal Atatürk'le bir problemi var. Ben, bu konuşmalarımda burada birçok kere, defaten söyledim, Mustafa Kemal Atatürk -Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt- cumhuriyet savcılarına diyor ki: "Cumhuriyet savcıları, Meriç kıyılarında çalışan Türk köylüsünün kaybolan sabanından tutunuz da bu vatanda yaşayanların uğrayacağı en ufak haksızlıktan, hatta Bingöl dağlarının ıssız kuytularında nafaka bekleyen öksüzlerin gözyaşlarından siz sorumlusunuz. " Bunu Mustafa Kemal Atatürk cumhuriyetin savcılarına diyor, cumhuriyetin aradaki ince fark bu. Ama gelinen noktada, bugün, özellikle Artvin'de meydana gelen bu gözaltını ve bu gözaltında zor ve şiddet kullanılmasını, polisin aşırı güç kullanmasını kabul etmemiz mümkün değil. Yani burada birileri özellikle Artvin'deki yaşam tarzını, sosyal yapıyı değiştirerek devletle milleti karşı karşıya getirmeye çalışıyor, hiçbir Artvinli bu oyunun içerisinde olmayacaktır, öncelikle onu ifade etmek istiyorum.

Bir yargılama yapıldığı zaman, bir soruşturma yapıldığı zaman veya bir kovuşturma yapıldığı zaman, yargılama alenidir, insanlar giderler, onu izlerler. Biraz önce, buraya gelmeden evvel telefonla konuştum ne yapılıyor diye, Artvin Adliyesi abluka altına alınmış 9'undaki eylemde de aynıydı- hiçbir şekilde oraya vatandaşların girmesine çıkmasına izin verilmiyor. 12 Eylüldeki düşman ceza hukuku uygulanmaya çalışılıyor değerli arkadaşlarım, bunu kabul etmemiz mümkün değil. Neden kabul etmemiz mümkün değil?

İfade Özgürlüğü Kapsamında Ele Alınabilecek Eylemlerin Bu Şekilde Bastırılmasını Asla Ve Asla Kabul Etmiyoruz

Değerli arkadaşlarım, demokrasiyle yönetilen ülkelerde, hukukun egemen olduğu ülkelerde, AB normlarını kendisine ilke edinmiş olan ülkelerde hukuk devleti esastır, polis devleti istisnadır. Ama gelinen noktada şimdi böyle bir uygulamayla karşı karşıya kalındığı zaman, insanlar kendilerine ilişkin iddialarını demokratik hukuk devleti gerekleri çerçevesi içerisinde, hukuk çerçevesi içerisinde ileri sürüyorken basın açıklaması, buna ilişkin herhangi bir zor ve şiddet kullanmadan yapacakları ifade özgürlüğü kapsamında ele alınabilecek eylemlerin bu şekilde bastırılmasını asla ve asla kabul etmiyoruz değerli arkadaşlarım, asla ve asla kabul etmiyoruz.

Bakın, bu konuda yapılan eylemi buradan ifade etmeye çalışıyorum, bu eylemin arkasında bir hukuksal dayanağı arayan kamu görevlileri vardır, onlara da buradan sesleniyorum: Kim olursa olsun, hangi konumda olursa olsun bu iktidar rüzgârı bir gün ters esecektir değerli arkadaşlarım. O cumhuriyet savcısına, oradaki kamu görevlilerine de sesleniyorum: Bu rüzgâr ters estiği zaman bakalım o rüzgâr sizin için nasıl ters esecektir onu da merak ediyorum. Benim onlara tavsiyem şu: Hukuk çerçevesi içerisinde kurallarını, görevlerini yapsınlar, ona bir lafımız yok ama cumhuriyetin savcılığını yapsınlar, siyasal iktidarın savcılığını yapmasınlar. Biraz önce de ifade ettiğim gibi, Atatürk'ün Adalet Bakanlığı savcıları ne yapacağını biliyorlardı, şimdiki savcıların hepsi için demiyorum, bir bölümünü tenzih ediyorum, kraldan daha fazla kralcı bir yapı içerisinde savcılık görevini yapmaya çalışıyorlar, kamu görevlileri de o görevi yapmaya çalışıyorlar.

Buradan Artvin'e tayin olan yeni Emniyet Müdürüne de sesleniyorum -biraz önce ifade ettim- Sayın Müdürün iyi niyetli olduğuna inanıyorum, gelmeden evvel konuştum. Valiye de sesleniyorum, kamu görevlilerine de sesleniyorum: Lütfen, bu konuda daha duyarlı davranın, duyarlı davranacağınıza inanmak istiyorum, devletin görevlileri olduğunuzu asla unutmayın. Bakın, Artvin'i başka yerlerle karıştırmayın, başka yerlerde devletle karşı karşıya gelinebilecek bir tabloyu öngörebilirsiniz ama Artvin'de böyle bir tablo yok değerli arkadaşlarım. Bugün Artvin'in caddesinde olan, Artvin'in sokağında olan coplama olayı, zor kullanma olayı… Otuz yıl içerisinde hiç böyle bir olay olmadı belki, ilk olarak böyle bir olay oluyor. Biraz önce fotoğraflarla beraber bana gönderdiler, şaşırdım kaldım değerli arkadaşlarım, şaşırdım kaldım; böyle bir şey yok yani. İnsanlar bir eylem yapıyor, siz eğer bunun hukuka aykırı olduğuna inanıyorsanız zor kullanmadan da siz insanları karakola davet edebilirsiniz, adliyeye davet edebilirsiniz ama gelinen noktada, 18, 20 yaşında çocuklar var bunların içerisinde, onların anneleri var, babaları var; çaresizlik içerisinde beni telefonla arıyorlar "Bu nedir? 12 Eylülde bile böyle bir tabloyu yaşamadık. " diye değerli arkadaşlarım.

Biraz önce de ifade ettiğim gibi, Artvin 12 Eylül darbesinden büyük zarar gören kentlerden bir tanesi. Gerçekten büyük zararlar gördük. İnsanlar cenazeler verdiler, hayatlarıyla bedel ödediler, mesleklerini kaybettiler, sürgünlere uğradılar. Hani her zaman diyorsunuz ya "Siz darbelerin yanındasınız. " diye, gelip 12 Eylülde bizimle beraber olsaydınız da darbenin nasıl olduğunu bir görseydiniz siz.

Artvin'de bu saatten sonra bir tek kişinin burnu kanarsa, bir tek kişiyle alakalı problem olursa, bunun sorumlusu siyasal iktidardır.

O nedenle, ben burada önümüzdeki hafta görüşülecek olan hani o ünlü bir Güvenlik Yasası var ya, daha yürürlüğe girmeden, yürürlük diye bir uygulama yapılmadan, daha bir hafta evvelden bir reklam arası yapılıyor, hani bir milletvekiliniz demişti ya, bir reklam arası yapılıyor, nasıl bir uygulamayla karşı karşıya kalacağımıza ilişkin bir "drive test" yapılıyor bize değerli arkadaşlarım; bunu kabul etmemiz mümkün değil. Çünkü orada getireceğiniz düzenlemelerde aramaların nasıl olacağına, özel hayatın gizliliğinin nasıl ihlal edileceğine, bir kişiyle alakalı olarak herhangi bir mahkeme kararı olmadan, cumhuriyet savcısı tarafından verilen bir soruşturmaya ilişkin bir evrak tanzim edilmeden kolluk tarafından, dikkat edin değerli arkadaşlarım, kolluk tarafından -bu bahsetmiş olduğum da adli kolluk filan değildir- hiçbir şeye gerek olmadan, belki keyfî bir şekilde gözaltına alınabileceğine, her türlü zorun kullanılabileceğine ilişkin kaygılarımızı daha kanun yürürlüğe girmeden, kanun ortadan yokken dile getirdik. Bu kanun hazırlanmadan önceki aşamada yaşadığımız bu olaylar karşısında demek ki bu kaygılarımızın haklı olduğu bir anlamda ortaya çıkıyor.

Değerli milletvekilleri, bakın, buradan bir kere daha ifade etmek istiyorum sayın bakanlar burada, Sayın Bakanın ilgi alanına girmediğini biliyorum ama, İçişleri Bakanı için de buradan seslenmek istiyorum: Eğer Artvin'de şu saatten sonra, tutuklamalar olursa, hukuksal boyutu vardır, inanıyorum ki böyle bir olay olmayacaktır, üç gün evvel çünkü buna ilişkin bir serbest bırakılma oldu ama Artvin'de bu saatten sonra bir tek kişinin burnu kanarsa, bir tek kişiyle alakalı problem olursa, bunun sorumlusu siyasal iktidardır.

comments powered by Disqus

Hopam.com'un notu: Okuduğunuz haber sitemize 14.02.2015 tarihinde Hayati Akbaş tarafından girilmiştir. Her ne kadar yayın ilkelerimiz doğrultusunda belli bir süzgeçten geçirmiş olsak da haberin yazım kurallarına ve etik teamüllere uygunluğu, içeriğinin doğruluğu ve tarafsızlığı Hopam.com tarafından garanti edilmemektedir. Bununla birlikte, haber metni veya ilgili diğer materyalleri kısmen ya da tamamen kopyalanması, yayımlanması, uyarlanması, çevirisinin yapılması, değiştirilmesi ve başka yayın organlarında paylaşılması söz konusu muhabirin iznine tabidir.
Benzer Haberler
 » Bayraktutan Tbmm Genel Kurulunda Ko...
 » Bayraktutan Tbmm Genel Kurulundan H...
 » Bayraktutan Hopalı 9 Genç İçin Bir...
 » Bayraktutan Meclis’te Cerattepe Geç...
 » Kamilet Vadisi Hes’leri Meclis Günd...
 » Ak Parti İl Danışma Meclis Toplantı...
 » Bayraktutan Tbmm’de Bir İlke İmza A...
 » Ankara'da Dakika Dakika Hopa Davası...
 » Artvin Barosundan Hukuk Devleti İçi...
 » Artvinli Araştırmacı Yazar Ülkü Öna...
 » Arhavi Ve Ardanuç Adliyelerinin Kap...
 » Bayraktutan Yusufeli’nin Yeni Yerle...
 » Artvin Barosu Olağanüstü Genel Kuru...
 » Halkevleri’nden Hopa Raporu...
 » Milletvekili Bayraktutan Mecliste B...
 » Bayraktutan Çaykur İşçisinin Sesi O...
 » Kılıçdaroğlu; "Chp İktidarında Akp'...
 » Gazeteci İsmet Başar Chp’den Aday A...
 » Türkiye'nin Gündemi Artvin'de Tartı...
 » Artvin’in 2012 Yılı Değerlendirildi...



En Çok Okunan Politika Haberleri
 » Chp Kemalpaşa’da İlçe Gençlik Kolla...
 » Hopa Akparti 6. Olağan Kongresi Yap...
 » Artvin’de Chp’li Kadınlar İmza Kamp...