Artvin'de Eğitim
Rauf Başar
Yaşam - 01/12/2012
"Kitap Okundukça, Kitap İnsan Okudukça İnsandır."







"CANIM" diyerek bağrımıza bastığımız "BİRTANEM" diyerek yataklarında yokladığımız ''Gülüm'' diyerek kokladığımız çocuklarımız. Artvin'imizin Ülkemizin ve dünyamızın çocukları. . . Hepsi bizim . . . Onlar; ülkemizin de dünyamızın da ailelerimizin de geleceği . . .

Onlara iyi bir gelecek hazırlamak, anne olarak, baba olarak, öğretmen olarak ilk görevimiz çünkü onlardan birileri yarınlarda öğretmen olacak, güzel Anadolu'muzun kuş uçmayan, kervan geçmeyen köylerine gidip önlüksüz ailelere, kurdelesiz Ayşelere Atatürk'ün adını kurduğu Cumhuriyetin tadını anlatacak . . .

Onlardan birileri Edirne'den Ardahan'a İzmir'den-Van'a bölünmez, parçalanmaz bir yurdun coğrafyasını öğretecek. Birileri doktor olacak, yıpranmış vücudumuzu onaracak, ağrılarımızı kesecek, sancılarımızı dindirecek. Kimileri komutan olup ülkemizin onurunu koruyacak.

Güzel Artvin'imizin bölüne bölüne noktalanan toprağı artık üzerindekileri bekleyemez oldu. Eğitim Artvin halkının ekmeğidir, aşıdır, işidir. Artvinli genç ya okuyup iş sahibi, eş sahibi, aş sahibi olacak, ya da hiç arzu etmediğimiz kahve köşelerinde yerini alacak. Görünüm bu iken ne yazık ki geleceğimiz olan bu çocuklar göz göre göre elimizden kayıp gidiyor. Bizler çocuklarımıza yönelik yeterli bir çaba içinde değiliz. Kimi gençler bugün sergiledikleri olumsuz davranışlarıyla toplumsal olay olarak karşımızda durmaktadırlar. Bizler onları yakından seyrediyoruz.

Çünkü bu sonucu, eğitim birliğini yok edecek onları kendilerini anlatabilecekleri çevreleri ile bu yolla iletişim kurabilecekleri enerjilerini boşaltacakları, yeteneklerini sergileyebilecekleri eğitim alanlarından yoksun bıraktık.

Ders kitaplarının bilimsel ve kültürel alanlarda içlerini boşaltarak, gençleri bilgiden, bilimden kültürden uzaklaştırdık . Onların kişisel sorunlarını okul kapılarına koruma görevlisi dikerek çözmeye çalıştık. Kötü alışkanlıkları ile etkin mücadele edemedik. Yetişkinliğe adım atarken, yaşadıkları kimlik ve işsizlik sorunları ile onları baş başa bıraktık.

Toplum olarak uğradığımız değer kayıpları arasında bizler onlara yardımcı olacak yerde daha da kafalarını karıştırarak gençlerin doğru yolu seçmelerini güçleştirdik. Onların ne bedensel ne de duygusal ne de ussal gizli güçlerine olumlu yönde bir çıkış sağlayamayarak bizler hazırladık ve sonuçta karşımıza şiddete eğilimli kötü alışkanlıklara yatkın toplumsal kültürel, politik konulara ilgisiz, okumayan , akıl yürütmeyen eleştirel düşünmeyen büyük bir grup çıktı. Eğitimli ve kültürlü insan olmanın en önemli koşulu, gelişmiş değer yapısına, estetik düşünceye, yaratıcı ve eleştirel düşünce becerisine sahip olmaktır. Kalkınmış ülkeler eğitimin bu yönü ve etkisi ile kalkınmışlar kalkınmakta olan uluslar da eğitime sarılmışlardır.

Cumhuriyet Gazetesi yazarı Erdal Atabek 5 Ekim 2009 tarihinde yazısında Villam Cory'nın 1861 yılında yaptığı bir konuşmada okurlarıyla paylaşmaktadır. ''Cory, okula gitmenin sadece bilgi edinmek için olmadığını, başka şeyler kazanmak amacını da taşıdığını söylüyor''İnsan büyük bir okula bilginin de ötesinde bir şeyler almak için bazı sanatları ve alışkanlıkları kazanmak için gider.

- Ölçü gösterme alışkanlığı

- Kendini anlatma sanatı için,

- Yeni bir entelektüel konuma geçebilmek sanatı için,

- Başkasının ne dediğini hemen anlayabilme sanatı için,

-Görüşlerimizin onaylanmasına ve reddedilmesine katlanabilme alışkanlığı için,

- Medeni bir şekilde olumlu ya da olumsuz görüş belirtebilme sanatı için,

- En küçük ayrıntılara dikkat edebilme alışkanlığı için,

- Zevklerini geliştirebilmek için, ayırt edebilmek için,

-Zihinsel ayırım için, zihinsel sağlık için,

Hepsinden önemlisi insan büyük bir okula ''KENDİNİ TANIMAK İÇİN'' gider diyor.

''Cory'nin de belirttiği gibi gençlerin eğitiminde sanatın iki yönlü işlevi vardır. Birincisi sanata doğru eğitim, ikincisi sanat yolu eğitimdir. Sanata doğru eğitim çocuğun ve gencin sanata yatkınlığını ve bu konuda yeteneklerini ortaya çıkarmaya ve geliştirmeye yönelik bilgi ve becerilerin kazandırılmasını içerir. Sanat yolu eğitim ise bu kazanılan bilgi ve deneyimin gencin bütün yaşamını etkileyecek ve yaşam boyu sürecek değerlere dönüştürülmesidir. Bu yolla genç duygularını, düşüncelerini anlatmayı insanlarla ilişkilerini güçlendirmeyi, özgü ve eleştirel düşünmeyi, kendine güveni öğretir. Sanat ve kültür eğitimi yolu ile genç çevresini, dünyayı ve kendisini tanır. Çünkü sanatın gücü atomun gücünden daha etkilidir. Ne var ki bu gücü kimileri yapmak için, kimileri de yıkmak, parçalamak için kullanmıştır.

Buradan sadece sanat eğitiminin gençlerin tüm sorunlarına umar olacağı anlamı çıkarılmamalıdır. '' Sanat dünyayı değiştirmez ancak, dünyayı değiştirecek insanları değiştirir.

Özetle ülke ekonomisinin gereksindiği iş gücünü yaratmak amacıyla bireyin yeniden üretilmesi olan eğitimimiz, kendisi üretken değildir.

Üretilmişi tüketen bir eğitim dizgemiz vardır. Bunun için bugüne dek yapılan programlar; pratiğe değil bilgiye ağırlık verdiği, öğrencilerin ilgi yetenek ve yeterlik yönünden birbirlerinden farklı olduğunu dikkate almadığı, katı ezberciliğe iten, yaratıcı düşünceyi geliştirmediği, üreticiliği teşvik etmediği, yaşamı kolaylaştırıcı becerilere yer vermediği, toplum yaşamında her şey değişirken değiştirilmediği noktalarda eleştirilmişlerdir.

PEKİ, NASIL BİR EĞİTİM ANLAYIŞI İÇİNDE OLMALIYIZ ?

1- Evrensel, ulusal, toplumsal yaşamla ilişkili bir eğitim,

2- Demokratik merkeziyetçiliğe dayalı bir eğitim,

3-Programlarında planlı ve bölgesel koşulları göz önünde bulunduran bir eğitim,

4-Bilimsel ve teknik gelişmeyi, üretici güçlerin özgür gelişimine uyarlayabilen bir eğitim,

5-Soyut kavramları ezberlemekten öte, bireyleri düşünmeye, tartışmaya, düşündüklerini yorumlamaya yönelten bir eğitim,

6-Dayatmacı engelleri, baskı ve niyetleri reddederek özgürleşmenin önünü açan bir eğitim,

7-Yaşadığı topluma, yurduna ve tüm dünya haklarının çıkarlarına duyarlılığı bilincinde taşıyan bir eğitim,

8-Sorumluluk bilinci vererek yaratıcı olmayı temel alan davranış kazandıran bir eğitim,

9-İnsanın doğa ile yaşamı var eden karşılıklı ilişkisinin halkası olabilecek bir eğitim,

10-Sadece bilgi veren okul ortadan kaldırılmalıdır, çünkü çocuk ''doldurulacak bir vazo değil, tutuşturulacak bir ateştir. ''

11-Eğitimin büyüsü öğrenciye (çocuğa) saygı duymaktır, çocuk hem sevmek hem de sevilmek ister, seven de sevdiren eğitim,

12-Öğretmen eğitimde çok büyük şey olmakla birlikte her şey değildir. Bu nedenle her şey öğretmenden beklenilmemelidir.

13-Okullarımız fiziki yönden yeterli duruma getirilmeli, sınıflarda öğrenci sayısı azaltılmalıdır. Birleştirilmiş sınıflarda ders yapılmamalı, bunu savunurken de öğrenci yokluğunun özrünün arkasına sığınılmamalı,

14-Okulların fizik, kimya , biyoloji salonları çağdaş teknoloji ile donatılmamalı, deneysiz, gözlemsiz, araçsız geçersiz ders yapılmamalıdır. Çünkü araç anlamayı kolaylaştırır, öğrenmeye ayrılan süreyi kısaltır, derse karşıyı ilgiyi canlı tutar.

15-Tüm okulların kütüphaneleri çağdaş yayınlarla zenginleştirilmeli, öğrencilere okuma beğenimi aşılanmalıdır. Çünkü ''kitap okundukça, kitap insan okudukça insandır. ''

16-Okul yöneticileri Eğitim Yönetimi ve Denetçiliği Bölümü mezunu olmalı, kapsamlı insan bilgisi ile donaltılmalı, etkili iletişim gücüne sahip kılınmalı, ayrıca ana dilini iyi kullanabilen biri olmalıdır,

17-Okullarımızda eğitim iklimi demokratik değildir. Eğitimin yönetiminde de eğitim öğretim kurumlarında da demokratik katılım yok denecek kadar azdır. Karar mekanizmalarında ne öğretmenin ne öğrencinin ne de ailenin katılımı vardır.

YA ÖĞRETMENLERİMİZ

Yılda bir gün kutladığımız, eğitimin vazgeçilmez bir parçası olan öğretmenlerimiz. . .

Öğrencisini çağın kültürü ile donatacak olan öğretmenlerimiz ; ölüm-kalım savaşı vermektedirler. Günde bir gazete ayda bir kitap ellerine alamazlar. . . Üç yılda bir olsun sırtlarında ki giysiyi yenileyemezler.

Bu kişilerin % 48'i ikinci, üçüncü işle uğraşırlar. %73'ü kirada oturur. % 70'i kredi kartı ile geçimini sağlar.

Öğretmen çağın kültürü ile donamadan öğrencisini hangi kültürle donatacak. . . Dünyanın en yoksul öğretmeni bizim ülkemizde. Dünyanın en özverili öğretmeni yine bizim ülkemizdedir. Çünkü onlar cumhuriyetimiz için yılmaz sözcüleridir.

Çünkü onlar Atatürk ilke ve devrimlerinin usanmaz gözcüleridir. Çünkü onlar, yeniklerin çağdaş olmanın öncüleridirler.

Çünkü onlar ant içmişler ;

''Şanlı yurdum dört bucağım şanla dolsun. Yurdum seni yüceltmeye antlar olsun'' diye . . .

comments powered by Disqus

Hopam.com'un notu: Okuduğunuz köşe yazısı sitemize 01.12.2012 tarihinde Rauf Başar tarafından girilmiştir. Metnin yazım kurallarına ve etik teamüllere uygunluğu, içeriğinin doğruluğu ve tarafsızlığı Hopam.com tarafından garanti edilmemektedir. Bununla birlikte, köşe yazısı metni veya ilgili diğer materyalleri kısmen ya da tamamen kopyalanması, yayımlanması, uyarlanması, çevirisinin yapılması, değiştirilmesi ve başka yayın organlarında paylaşılması söz konusu yazarın iznine tabidir.